ETKİNLİKLER
  • Basit bir ev kazası 24 Mart 2012 saat 20:30'da İstanbul Muammer Karaca Tiyatrosunda.
  • Basit bir ev kazası 21 Mart 2012 saat 20:30'da İstanbul KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde.
  • Günay Karacaoğlu imza ve söyleşi günü 28 Şubat 2012 saat 16.00'da Zonguldak Demir Park AVM'de düzenlenecektir.
  • Basit bir ev kazası 2008-2009 Muhsin Ertuğrul-Sadri Alışık ve Afife Jale Tiyatro Ödülleri komedi dalında en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görüldü.



13 Mart 1971 yılında, Kayseri’de doğdum. Doğumum ailede öyle büyük bir mutluluk yaratmıştır ki, ablam doğduğunda çalıştığı şirketteki arkadaşlarına, abim doğduğunda ise aklını iyiden kaybedip bütün şirkete sevinçten ziyafet veren babamın, benim doğumumla birlikte İzmit’e maça gitmesinin nedeni, artık sevinçten ne yapacağını bilememesindendir.

İlk hayal kırıklığımı, 1976 yılında İstanbul’a gelip, denizin mavi değil de yeşil olduğunu görerek yaşadım. Sonraları alıştım... Altı yaşında “Alev Yaldız” sahne adıyla, salonun ortasında yaptığım danslar, şarkılar ve komiklikler, ailemi benden soğutmaya sebep olduysa da; ben bu işin peşini bırakmadım. İlk, orta lise derken, içimdeki oyunculuk aşkı mecburen gelişiyordu. Çünkü farkedilmek ve sevilmek istiyordum. Liseler arası tiyatro festivalinde aldığım “en iyi oyuncu” ödülüyle sofraya oturduğumda: “ Hah şimdi onu parçalayıp ağzıma sokacak” diye düşünürken babamın ağlaması ve ertesi gün ödülümü çerçeveletip eve getirmesiyle, mesleğim belirlenmiş oldu.

1991 yılında “Müjdat Gezen Sanat Merkezi”ne girip, 1995 yılında mezun oldum. Profesyonel olarak tiyatro, dizi, sinema ve reklam filmlerinde oynadım ama hiçbir zaman profesyonel olduğumu kabul etmedim. Sahnede oynarken, hayatta benden daha iyi oynayanlara tanık olmam, denizin yeşil olduğunu gördüğümdeki hayal kırıklığımdan az değildi. Ben oyunculuğun sahicilik ve samimiyet olduğuna inananlardanım.

Sevilmek, çocukluğumdan kalma bir eksiklik olsa da, 1997 yılının Aralık ayında kızımı kucağıma aldığımda, sevmenin daha özel ve kutsal olduğunu anladım. En fenası insanın kendini anlatmasıymış. Velhasıl kelam, her insan kadar yaşadım; yaşıyorum. Halen oyunculuk yapmaktayım ama önceliklerim kızım, hayallerim, başka denizler, bir de...

biyografi


Sinema Filmi

  • KAHPE BİZANS
    Karakter: Anaç Hatun
    Yıl: 1999
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Gani Müjde
    Senarist: Gani Müjde, Kemal Kenan Ergen, Fatih Solmaz

    Oyuncular: Mehmet Ali Erbil, Demet Şener, Cem Davran, Sümer Tilmaç, Aysegül Aldinç, Nurseli İdiz, Hande Ataizi, Yılmaz Köksal, Cengiz Küçükayvaz, Suat Sungur, Günay Karacaoğlu, Ümit Okur, Belma Canciğer, Cem Karaca, Metin Şentürk, Şencan Güleryüz, Cezmi Baskın, Kerem Kupacı

    Açıklama: 90’ların ortalarından itibaren değişim göstermeye başlayan Türk Sineması’nın ilk örneklerinden Kahpe Bizans, absürd komedi anlayışıyla, önemli bir gişe başarısı yakalamıştı. Filmde canlandırılan karakterler ve replikleri, hafızalarda yer ederken, film çoktan Türk Sineması’nın unutulmazları arasına girmişti.
  • ABUZER KADAYIF
    Karakter: Yaz Gülü
    Yıl: 2000
    Tür: Komedi, Dram
    Yönetmen: Tunç Başaran
    Senarist: Kandemir Konduk

    Oyuncular: Metin Akpınar, Talat Bulut, Sibel Turnagöl, Özlem Savaş, Şebnem Özinal, Ebru Destan, Günay Karacaoğlu, Osman Gidişoğlu, Gözde Kansu, Pelin Keskin, Ayten Soykök, Almila Uluer.

    Açıklama: Film, üniversitede profesör olan başarılı ve saygın bir adamın, karısının ölümüne neden olan tinerciler için bir sığınma evi yaptırmak istemesi ve gereken parayı kazanabilmek adına medyatik bir türkücü kılığına bürünmesini konu alıyordu. Büründüğü yeni kimliğin altında kalarak, kişilik bölünmesi yaşayan profesör, paranın ve şöhretin cazibesine kapılıp asıl kimliğini unutma noktasına geliyordu. Günay Karacaoğlu filmde, “Yaz Gülü” karakterini canlandırıyordu.
  • İNŞAAT
    Karakter: Televizyoncu Kız
    Yıl: 2003
    Tür: Dram
    Yönetmen: Ömer Vargı
    Senarist: Ömer Vargı, Serdar Tantekin

    Oyuncular: Emre Kınay, Şevket Çoruh, Suna Pekuysal, Ahmet Mümtaz Taylan, Yeşim Buber, Binnur Kaya, Tuncay Beyazıt, Ali Yaylı, Murat Bavlı, Şehsuvar Aktaş, Osman Gidişoğlu, Günay Karacaoğlu, Ayse Nil Şamlıoğlu, Sinan Tuzcu

    Açıklama: Film, istemeyerek de olsa mezar kazıcılığı ve sözde şifa dağıtan şeyhliğe soyunan iki inşaat işçisinin trajikomik hikayesini konu alıyordu. Aslında küçük ve basit olarak görülen ciddi ve büyük sorunlarla, büyük ve ciddi olduğu düşünülen küçük ve basit sorunların arasında kalarak bütün saflık ve iyiniyetleriyle tüm bu sorunları gidermeye çalışmaktaydılar. Daha da tuhaf olan yaptıkları herşeyi sadece başlarına bir şey gelmemesi adına yapıyor olmalarıydı. Aslında derinliğinde ciddi anlamda toplumsal eleştiriler içeren film yüzeysel anlamda izleyiciye keyifli ve komik dakikalar da yaşatmaktaydı. Herşey ortaya çıktığında onları kötü insanlar olarak halka ifşa eden basın mensubu rolüyle Günay Karacaoğlu karşımızdaydı.
  • DÜNYAYI KURTARAN
    ADAMIN OĞLU
    Karakter: Teorik Tuğçe
    Yıl: 2006
    Tür: Bilim-Kurgu, Komedi, Aksiyon
    Yönetmen: Kartal Tibet
    Senarist: Murat Boyacıoğlu

    Oyuncular: Cüneyt Arkın, Mehmet Ali Erbil, Sinem Kobal, Alp Kırşan, Ayşen Gruda, Burak Hakkı, Burcu Kara, Didem Erol, Burak Sergen, Yavuz Seçkin, Haldun Boysan, Ali Erkazan, Günay Karacaoğlu, Şebnem Schaeffer, Pascal Nouma, Veysel Diker, Pakize Suda, Deniz Seki, Hakan Vanlı, Ferdi Kurtuldu, Misak Toros, Berda Ceyhan

    Açıklama: Absürdlüğüyle kült statüsüne erişmiş “Dünyayı Kurtaran Adam” filminin devamı niteliğindeki filmde, Türk insanının davranış, algılama ve düşünme biçiminin, uzayın gizemine olan yaklaşımı temel alındığında ortaya çıkan komik ve oldukça absürd durumlar anlatılıyordu. Günay Karacaoğlu uzay gemisi mürettebatından “Teorik Tuğçe” olarak karşımızdaydı
  • OSMANLI CUMHURİYETİ
    Karakter: Çiçekçi Kadın
    Yıl: 2008
    Tür: Dram, Komedi
    Yönetmen: Gani Müjde
    Senarist: Gani Müjde, Fatih Solmaz, Emre Bülbül

    Oyuncular: Ata Demirer, Vildan Atasever, Sümer Tilmaç, Sezen Aksu, Ceyhun Yılmaz, Necmi Yapıcı, Serhan Arslan, Kerem Kupacı, Hazal şenel, Ali Düşenkalkar, Sinan Çalışkanoğlu, Atilla Olgaç, Çağlar Çorumlu, Ceren Soylu, Hakan Vanlı, Belma Canciğer Müjde, Charles Carroll, Zuhal Yalçın, Yusuf Atala, Özden Özgürdal, Fulya Şirin, Ruhsar Öcal, Ahmet Çevik, Özgür Özgülgün, Faruk Karaçay, Caner Uncuoğlu, Günay Karacaoğlu

    Açıklama: Film, “Atatürk ve onun devrimci zihniyeti hiç var olmamış olsaydı bugün nasıl bir toplumda yaşıyor olurduk” gibi ilginç bir düşüncenin üzerine oluşturulmuştu. Osmanlı hanedanlığı devam etmekte fakat çağın gereklerine ayak uyduramamaktaydı. Filmde ortaya çıkan komik durumlar bir yandan güldürürken bir yandan da bir şeylerin sorgulanmasına neden olmaktaydı. Günay Karacaoğlu “Çiçekçi Kadın” rolüyle karşımıza çıkıyordu.
+ -

Dizi Film

  • ŞEHNAZ TANGO
    Karakter: Hasene
    Yıl: 1994
    Tür: Dram, Komedi
    Yönetmen: Taner Akvardar
    Senarist: Oya Yüce

    Oyuncular: Perran Kutman, Erdal Özyağcılar, Füsun Demirel, Kerem Atabeyoğlu, Kenan Bal, Yaman Ceri, Umut Demirdelen, Tuba Erdem, Kamil Güler, Oya İnci, Nejat İşler, Hülya Karakaş, Gülen Karaman, Günay Karacaoğlu, Mümtaz Sevinç, Alev Sezer, Ceren Soylu, Macide Tanır, AyşeTolga, Nuray Uslu, Dilaver Uyanık, Saydam Yeniay, Selçuk Yöntem, Levent Özdilek, Selda Özer, Canan Öztürk

    Açıklama: “Sevgi ve aşkın dansı” sloganıyla 1994 yılında yayınlanan Şehnaz Tango’da, dul bir kadının yaşam ve aşkla mücadelesi anlatılıyordu. Her kesimden insanın büyük bir ilgiyle izlediği, yayından kaldırışına da büyük tepkiler gösterilen dizi, yoğun biçimde “tango” ve “sarı gül” içermekteydi. Günay Karacaoğlu dizide, “Hasene” rolü ile karşımızdaydı.
  • KÖŞE KAPMACA
    Karakter: Handan
    Yıl: 1996
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Aram Gülyüz
    Senarist: Erdoğan Tünaş

    Oyuncular: Erol Günaydın, Nilgün Belgün, Perihan Savaş, Adile Naşit, Memduh Ün, Süleyman Turan, Şemsi İnkaya, Selim Naşit Özcan, Halit Ergenç, Günay Karacaoğlu, Cango, Ayten Erman, Selma Özkanlı, Nedim Doğan, Burhan İnce

    Açıklama: Karadeniz’in küçük, şirin bir köyünde başlayan ve istanbul’da devam eden öykü, çapkın bir adamın çevresinde dönen komik olayları anlatıyordu. Sakar ve unutkan Emoş, annesi Saraylı Bedia, at yarışı oynayarak zengin olma hayelleri kuran Zühtü gibi renkli karakterlerin yer aldığı dizide Handan’ı, Günay Karacaoğlu canlandırıyordu.
  • HAYVANLARA DOKUNDUK
    Karakter: Fatma
    Yıl: 1997
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Bülent Özdural
    Senarist: Kandemir Konduk

    Oyuncular: Yalçın Menteş, Ayşen Gruda, Açelya Akkoyun, Nilgün Belgün, Günay Karacaoğlu, Naz Önel, Melda Arat Mutlu

    Açıklama: Kandemir Konduk’un yazdığı ve Bülent Özdural’ın yönettiği komedi dizisinde, Ayşen Gruda ve Yalçın Menteş gibi oyuncular yer alıyordu. Günay Karacaoğlu, “Fatma” karakterini canlandırıyordu.
  • ÜZGÜNÜM LEYLA
    Karakter: -
    Yıl: 2000
    Tür: Dram, Komedi
    Yönetmen: Taner Akvardar, Orhan Oğuz
    Senarist: Sertan Ergin, Sertaç Ergin, Gaye Boralıoğlu

    Oyuncular: Çetin Tekindor, Selçuk Yöntem, Hümeyra Akbay, Perran Kutman, Bennu Yıldırımlar, Yiğit Özşener, Burçin Terzioğlu, Ayla Algan

    Açıklama: Kendisini aldatan eşinden boşandıktan sonra kızıyla birlikte yeni bir hayata başlayan fakat hayatta tek başına kalmanın zorluklarıyla yeni tanışan bir kadının hikayesi…
  • YEDİTEPE İSTANBUL
    Karakter: Önem
    Yıl: 2001
    Tür: Dram
    Yönetmen: Türkan Derya
    Senarist: Ali Ulvi Hünkar

    Oyuncular: Emre Kınay, Uğur Polat, Oktay Kaynarca, Meral Okay, Yeşim Ceren Bozoğlu, Özgü Namal, Günay Karacaoğlu, Ruhi Sarı, Ümit Çırak, Yasemin Çonka, Itır Esen, Hikmet Karagöz, Ahmet Saraçoğlu, Deniz Oral, Burçak Işımer, Nihat İleri, Fırat Tanış, Nejat Birecik, Selin İşcan, Melike Demirağ, Arif Erkin, Güven Kıraç, Kamran Usluer, Yalçın Özbek, İlhan Şeşen, Emrah Elçiboğa, Levent Yılmaz, Engin Altan Düzyatan, Ata Benli, Cahit Kaşıkçılar

    Açıklama: Türkan Derya’nın yönetmenliğini yaptığı Yeditepe İstanbul, kenar mahallede yaşanan, kıyıda köşede kalmış hayatların hikayesiydi. Yayınlanmaya başlamasıyla birlikte, büyük bir hayran kitlesine sahip olan ve tekrarları bile defalarca kez izlenen dizide, karakterler derinlikli olarak işleniyordu. Günay Karacaoğlu Önem karakterine hayat vermekteydi.
  • BİZİM OTEL
    Karakter: Naciye
    Yıl: 2001
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Aram Gülyüz
    Senarist: Vasıf Küçükoruç

    Oyuncular: Tarık Papuççuoğlu, Sumru Yavrucuk, Tuğba Özay, İpek Değer, Nilgün Karababa, Serhan Arslan, Mihrace Yeken, Sermiyan Midyat, Günay Karacaoğlu, Şencan Güleryüz, Şahin Çelik, Ümit Daşdöğen, Engin Altan, Yıldız Kaplan, Mine Soydan, Uğur Kıvılcım, Fatoş Tez, Serpil Uğurlu, Muhammed Cangören, Turgut Arseven, Şahin Çevik, Muhittin Korkmaz, Cem Karakaya, Merve Kaban, Yıldırım Öcek, Ferdi Atuner, Ali Cağaloğlu

    Açıklama: Çalışıp para kazanmak için Urfa’dan Almanya’ya giden bir adam, orada evlenerek, yıllar sonra eşi ve kızıyla birlikte memleketine döner. Satın aldığı küçük otelde hareketli günler başlar ve olaylar gelişir. Aram Gülyüz’ün yönetmenliğini yaptığı dizide Günay Karacaoğlu, Naciye karakterini canlandırıyordu.
  • BEŞİ BİR YERDE
    Karakter: -
    Yıl: 2002
    Tür: Komedi, Dram
    Yönetmen: Bülent Özdural
    Senarist: Kandemir Konduk

    Oyuncular: Demir Demirkan, Berke Üzrek, Özgü Namal, Demet Söz, Çağlayan Neyman Sönmez, Filiz Coşkuner, Begüm Birgören, Erol Kasapoğlu, Barış Yalçın, Tuncay Tarhan, Bülent Unat, Naşit Özcan, Elif Ongan

    Açıklama: “Party of five” dizisinin yerli versiyonu olan dizide, sevimli bir ailenin maceraları anlatılıyordu.
  • YARIM ELMA
    Karakter: Gonca
    Yıl: 2002
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Ömer Uğur
    Senarist: Gani Müjde, Gökhan Karagülle

    Oyuncular: Janset, Günay Karacaoğlu, Selim Erdoğan, Mehmet Aslan, Selma Ergeç, Fırat Doğruloğlu, Sevgi Berna Biber, Erdal Tosun, Ruhi Sari, Anta Toros, Mehmet Ulay, Kayra Şenocak, Ayşen Gürler

    Açıklama: Hayatları boyunca birbirlerini hiç görmemiş ikiz kardeşlerin, günün birinde bir araya gelmesini konu alan dizide, Günay Karacaoğlu elmanın diğer yarısı olan “Gonca” karakteriyle karşımızdaydı. Bir dergide editörlük yapan yalnız ve modern Yonca ile oldukça doğal ve saf ikiz kardeşi Gonca’nın zıtlıklarını anlatan, eğlenceli ve uzun soluklu bir diziydi.
  • BAYANLAR BAYLAR
    Karakter: Zakkum
    Yıl: 2002
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Erdoğan Engin
    Senarist: Gani Müjde, Gökhan Karagülle, Özlem Aybek

    Oyuncular: Hande Ataizi, Emine Ün, Yavuz Bingöl, Aşkın Nur Yengi, Oktay Kaynarca, Günay Karacaoğlu, Sümer Tilmaç, Nükhet Duru, Özlem Yıldız, Mansur Ark, Belma Canciğer

    Açıklama: Eşlerinden boşanmış 3 kadın ve 3 erkek, karşılıklı dairelerde ev arkadaşı olarak yaşamaya başlar. Ancak karşı dairedeki komşuları, ayrıldıkları eşleridir. Boşandıktan sonra her ne kadar bekar hayatı yaşamaya çalışsalar da, birbirlerinin uzağına gidemediklerini ve birbirlerinden uzaklaşamadıklarını farkederler. İki tarafın da gözü, hep karşı dairededir. Dizideki Zakkum karakterini, Günay Karacaoğlu canlandırmaktadır.
  • HAYAT BİLGİSİ
    Karakter: Hediye
    Yıl: 2005-2006
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Tarkan Karlıdağ
    Senarist: Gani Müjde, Fatih Solmaz, Gökhan Karagülle, Emre Bülbül, Özlem Aybek

    Oyuncular: Perran Kutman, Tarık Papuççuoğlu, Attila Olgaç, Ulvi Alacakaptan, Belma Canciğer, Kerem Kupacı, Serhan Arslan, Nükhet Akkaya, Akrep Nalan, Paşhan Yılmazel, İpek Erdem, Gökçe Bahadır, Ümit Erdim, Çisil Oral, Hakan Altıner, Yıldız Asyalı, Erdal Türkmen, Ali Yaylı, Rutkay Aziz, Fatih Altın, Hayfa Safi, Ceren Soylu, Kaan Yılmaz, Pakize Suda, Ayçe Abana, Neslihan Acar, Ceyhun Yılmaz, Altan Gördüm, Günay Karacaoğlu

    Açıklama: İdealist bir öğretmen ve haylaz öğrencileri arasındaki ilişkileri konu alan dizi, liseli gençlerin dostluk, aşk ve hayata dair sorunlarını ekrana taşıyordu. Sert görünümlü fakat yufka yürekli öğretmenleri, onlara kol kanat geriyor, heyecanlarını dizginlemeye çalışıyordu.
  • KISMET
    Karakter: Kısmet
    Yıl: 2005
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Bahadır İnce
    Senarist: Caner Güler

    Oyuncular: Günay Karacaoğlu, Hakan Yılmaz, Suzan Aksoy, Haldun Boysan, Bülent Şakrak, İlker Ayrık, Metin Zakoğlu, Özge Baykal, Ayfer Dinçer, Cengiz Şahin, Fırat Çöloğlu, Gözde Kansu, Arkın Gelenbe, Nevra Kutal, Erdoğan Tutkun

    Açıklama: Platonik aşk konusunu işleyen komedi dizisinde, Günay Karacaoğlu’nun canlandırdığı Kısmet karakteri, sekreterliğini yaptığı Psikiyatr’a gizli bir aşk beslemekteydi. Bu aşk yüzünden her seferinde, annesinin bulduğu kısmetleri de tepmek zorunda kalıyordu.
  • DÜŞ YAKAMDAN
    Karakter: Şahane
    Yıl: 2007
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Ömer Uğur
    Senarist: Ömer Uğur

    Oyuncular: Şafak Sezer, Günay Karacaoğlu, Bülent Polat, Akasya Asıltürkmen, Gül Onat, Meral Kaplan, Cengiz Küçükayvaz, Mutlu Güney, Caner Doğruyol, Erdoğan Tutkun, Esrin Özgüler, Murat Akdağ, Gürcan Koç, Alparslan Özmol, Ahmet Orta, Rıza Kocaoğlu, Hazel Çamlıdere, Yakup Yavru, Murat Gülücü, Sevgi Kıraç, Berivan Karaman, Berivan Karaman

    Açıklama: Saf fakat pratik zekalı bir keçi çobanı, köyünden çıkarak İstanbul’daki süt kardeşinin yanına gider. İstanbul’da reklam ve mankenlik ajansı sahibi olan süt kardeşinin ve onun yardımcısı Şahane’nin yaşamına, yanında getirdiği keçisi ile birlikte girmesiyle, herkesin hayatı altüst olur ve komik olaylar başlar.
  • HEMŞİRE MERİ
    Karakter: Meri
    Yıl: 2008
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Yonca Güzelpınar
    Senarist: Murat Boyacıoğlu

    Oyuncular: Günay Karacaoğlu, Selim Erdoğan, Neriman Uğur, Nedim Saban, Bülent Kayabaş, Mirkelam, Seda Kement, Burcu Dağlı, Aylin Yardımcı

    Açıklama: Hemşire Meri, teoride bir doktoru aratmayacak engin bilgi birikimine sahip olsa da kan görmeye bile dayanamayan yufka yürekli biridir. Bu yüzden meslek hayatının neredeyse tamamını bir sağlık ocağında hasta kayıt fişleri doldurarak geçirmiştir. Pasif görevi bir türlü içine sindiremeyen Meri, bitmek bilmeyen tayin başvuruları sonunda bir devlet hastanesinde, acil servis hemşiresi olarak görevlendirilir. Bu zorlu görev, hayatı boyuncu insanları iyileştirme aşkıyla yanıp tutuşan anaç ve fedakar Hemşire Meri için hayatının fırsatıdır.
  • AŞKIM AŞKIM
    Karakter: Hadise (13 Bölüm)
    Yıl: 2008
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Filiz Kaynak
    Senarist: Tayfun Güneyer

    Oyuncular: Mehmet Ali Erbil, Emel Sayın, Doğa Rutkay, Engin Günaydın , Yeliz Yeşilmen , Ayumi Takano, Durul Bazan, Halil Kumova , Okan Yalabık , Hakan Bilgin , Nalan Kuruçim, Şule Demirel, İlhan Daner, Ayşe Tunaboylu, Gürgen Öz , Gürkan Uygun, Nur Bal, İbrahim Olam, Tolga Işık

    Açıklama: “Aşkım Aşkım”, sevimli bir ailenin birbirinden ilginç çalışanlarıyla birlikte işlettiği restoranda yaşanan komik olayları konu alıyordu. 2008'de Tarık Usta’nın restorandan ayrılmasıyla yerine gelen Hadise adındaki aşçıya, Günay Karacaoğlu hayat vermekteydi.
  • BANA BUNLARLA GEL
    Karakter: -
    Yıl: 2010
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Aram Gülyüz
    Senarist: Vasıf Küçükoruç

    Oyuncular: Günay Karacaoğlu, Peker Açıkalın, Vural Çelik, Akasya Aslıtürkmen, Ceyhun Fersoy, Kerem Poyrazkayaalp, Emir Erden, Derya Karadaş, Burçin Terzioğlu, Can Tarakçı

    Açıklama: Dans, müzik ve çeşitli skeçlerle gündeme ışık tutan bir parodi...
  • GÖNÜLÇELEN
    Karakter: Gülnaz (1. ve 2. Sezon)
    Yıl: 2010
    Tür: Dram
    Yönetmen: Ahmet Katıksız, Cevdet Mercan, Serkan İpekören,Zeynep Günay
    Senarist: Ali Demir, Gül Dirican, Kerim Ceylan, Özlem Atasoy, Sertaç Ergin

    Oyuncular: Cansel Elçin, Tuba Büyüküstün, Umut Kurt, Ayda Aksel, Laçin Ceylan, Günay Karacaoğlu, Ünal Gümüş, İlhan Şeşen, Onur Saylak, Tuna Orhan, Nadir Sarıbacak, Yasemin Çonka, Öykü Çelik, Evrim Alasya , Hülya Duyar, Arzu Gamze Kılınç, Hasan Say,Veysi Özdemir, Emrullah Örüklü, Sermet Yeşil, Dilşad Çelebi, Emin Önal, Begüm Kütük

    Açıklama: Yurt dışında yaşayan genç bir akademisyen Türkiye'ye dönüş yapar. Kenar mahallede gördüğü bir çingene kızı sayesinde öteki Türkiye ile karşılaşacak, ülkesinin hiç bilmediği gerçekleriyle yüzleşecek, hem yurdunu hem aşkı keşfedecektir.
  • İSTANBULUN ALTINLARI
    Karakter: Uğur
    Yıl: 2011
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Birkan Uz, Celal Kadri Kınoğlu, Yonca Güzelpınar
    Senarist: Cüneyt İnay, Haluk Özenç

    Oyuncular: Haluk Bilginer, Demet Akbağ, Salih Kalyon, Defne Yalnız, Gürgen Öz, Funda Eryiğit, Nadir Sarıbacak, Taner Ölmez, Pınar Göktaş, Günay Karacaoğlu, Önder Açıkbaş, Onur Ünsal, Elif Nur Kerkük

    Açıklama: Reşat, eşini 15 sene önce yitirmiş, üzerine tek gül koklamamış, biricik kızı da onaylamadığı bir adamla evlenip gidince annesi ile yaşamak zorunda kalmış eski bir İstanbul beyefendisidir. Hayatını eski eşinin hayalini ve eski İstanbul'u yaşatmaya adamış Reşat Altın, maddi sıkıntı çeken kızının ve damadının, evine yerleşmelerine razı olur. Asi damadından çektiği yetmezmiş gibi, karşı dairesine taşınan Kayserili Ahmet ve Emine de Reşat'ın dengesini iyice bozarlar. Ancak asıl büyük sıkıntısı, üst kata taşınan, İtalya'da opera okumuş ve 25 yıl içerisinde 5 koca eskitmiş soprano İsmet olacaktır.
+ -

  • BANA MASTİKAYI ÇALSANA
    Karakter: Nesrin
    Yıl: 2006
    Tür: Müzikal
    Yönetmen: Ayşenil Şamlıoğlu
    Yazan: Nilbanu Engindeniz
    Müzik: Hüsnü Şenlendirici, Orhan Şallıel, Çiğdem Erken, İsmail Tunçbilek

    Oyuncular: Yıldırım Fikret Urağ, Şebnem Köstem, Hale Akımlı, Aysan Sümercan, Emine Umar, Günay Karacaoğlu, Şebnem Sönmez, Doğan Turan, Yıldırım Beyazıd, Bülent Polat, Güvenç Dağüstün, Murat İpek, Funda Şirinkal, Özgür Devrim Akçay, Iraz Yöntem, Erkan Avcı, N.Gonca Vuslateri, Şükran Ovalı, Erdinç Anaz, Eda Gülten, Şirin Sevinç, Berivan Karaman, Esin Doğan, Banu Barutçugil, Olcay Çalışkan, Ferhat Doğan, Özgür Dereli

    Açıklama: Kadroda birbirinden usta tiyatrocular, fonda Türkiye’nin en ünlü müzisyenleri,sahnede ise bir toplumsal yara... Bana Mastikayı Çalsana, yıllardır kanayan bir yarayı ele alıyor; çingene mahallelerinde yaşayanların, o renkli kıyafetlerin altında dert sırtlamaktan yorulmuş bedenleri, acı çeken yürekleri... Günay Karacaoğlu’nun Nesrin karakterini canlandırdığı müzikal, toplumdan genel anlamda dışlanmış çingenelerin yaşamından kesitler sunuyordu.
  • BASİT BİR EV KAZASI
    Karakter: Songül
    Yıl: 2008
    Tür: Komedi
    Yönetmen: Murat İpek
    Yazan: Muart İpek
    Dekor ve Kostüm: Barış Dinçel
    Müzik: Çiğdem Erken

    Oyuncular: Günay Karacaoğlu

    Açıklama: Hayatında gerçekler ve hayalleri arasında gelgitler yaşayan, aradığı aşkı bulamamış bir ev kadınının yaşadıklarını ve kurduğu hayal dünyasında mutluluğu arayışı anlatılıyor. Günay Karacaoğlu’nun canlandırdığı “Songül” karakteri her kadının günlük yaşamında zaman zaman aklından geçenlere, düşlerine, isteklerine dair dile getiremediklerini cesurca dile getiriyor. Kadınların, aşka, evliliğe, aile kavramına ve genel olarak hayata bakışına bir ayna tutuyor. Bunu yaparken kimi zaman güldürüyor, kimi zaman hüzünlendiriyor.
+ -

• 2009 MUHSİN ERTUĞRUL TİYATRO ÖDÜLLERİ
  Komedi dalında en iyi oyuncu ödülü
• 2009 SADRİ ALIŞIK TİYATRO ÖDÜLLERİ
  Komedi dalında en iyi oyuncu ödülü
• 2009 AFİFE JALE TİYATRO ÖDÜLLERİ
  Komedi dalında en iyi oyuncu ödülü
Ödüller


Haber


  • 10.12.2011
    Günboyu

  • 04.12.2011
    Posta Ege

  • 03.12.2011
    Hürriyet İzmir

  • 02.12.2011
    Cumhuriyet Ankara

  • 01.12.2011
    Call Center Magazine

  • 28.11.2011
    Habertürk Ankara

  • 26.11.2011
    Milliyet Cumartesi

  • 26.11.2011
    Hürriyet Keyif

  • 15.11.2011
    Türkiye Gazetesi

  • 14.11.2011
    Sabahla Günaydın

  • 14.11.2011
    Haber Manşet

  • 09.11.2011
    Günboyu

  • 29.10.2011
    Yurt Haber

  • 29.10.2011
    Akşam Cumartesi

  • 25.10.2011
    Hürriyet Kelebek

  • 21.10.2011
    Milliyet Cadde

  • 20.10.2011
    Milliyet Cadde

  • 20.10.2011
    Habertürk

  • 08.10.2011
    Star Ankara

  • 04.10.2011
    Sabahla Günaydın

  • 07.02.2011
    Aydınlık

  • 22.04.2009
    Posta

  • 02.03.2009
    Radikal

  • 05.02.2009
    Hürriyet Kelebek

  • 12.08.2005
    Milliyet

  • 06.07.2002
    Hürriyet

Röportaj

Benim kötü iş yapma hakkımı elimden aldılar

Birer hafta arayla Sadri Alışık, Muhsin Ertuğrul ve Afife Ödülleri'nin üçünü birden kazanan ünlü tiyatrocu Günay Karacaoğlu:
Şimdi omuzlarımda bütün ödüllerin ağırlığı var; kötü iş yapma hakkım yok.

İyi, samimi ve başarılı... Herhalde tiyatrocu Günay Karacaoğlu'nu en iyi tanımlayan üç sıfat bu... İyi; çünkü ayrıldığı eski eşi Şevket Çoruh hakkında ağzından bir tek kötü kelime çıkmıyor. Suçu hep kendinde arıyor. Onunla ilgili çok güzel laflar sarf ettikten sonra benden bir ricada bulunuyor: "Ne olur bunları yazma! İnsanlar bizim iyi anlaşmamızı garip karşılıyor. Onun yeni bir ilişkisi var ve yanlış anlaşılmak istemiyorum. Ben de yeni eşim Cengiz'le çok mutluyum." Samimi; çünkü ödül aldığı fotoğrafları, "Beni mikrofona kaldırdılar. Karizmam kalmadı. Ben de ödülümle öyle boy boy fotoğraflar vermek isterdim" diye değerlendiriyor. Başarılı; çünkü birer hafta arayla tiyatro dünyasının en önemli ödülleri Muhsin Ertuğrul, Sadri Alışık ve Afife'nin üçünü birden topladı.

AÇIK SAHNELERİ OYNAMAM

Tiyatro dünyasının üç önemli ödülünü de kazandınız. Ödül almak hayatınızda neyi değiştirdi?

Ödül almak değil, benim için o süreç çok heyecanlıydı. Ben bu yıl hem 'Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri'nde hem Muhsin Ertuğrul Ödülleri'nde 'Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu' hem de 'Afife Ödülleri'nde 'Yılın En İyi Komedi Oyuncusu Ödülü'nü aldım, hem de birer hafta arayla... Bu insana korkunç bir sorumluluk getiriyor. Benim omuzlarımda şimdi bütün ödüllerin ağırlığı var. Benim kötü bir şey yapma hakkımı elimden aldılar.

"Oynadığım roller uğruna öpüşüp, sevişmem. Çünkü ben anneyim" demiştiniz. Bu açıklamadan sonra gelen projelerde bir değişiklik oldu mu?

Bunu birkaç TV programında açıkladım. Bana sürekli açık-saçık sahneler geliyor da ben reddediyormuşum gibi oldu. Halbuki böyle bir istek de yok! (Gülüyor) Bana sadece 'Oyunculukta ölçünüz var mı? Öpüşmeli sahnelerde oynar mısınız?' dediler. Ben de "Böyle sahnelerde oynamaktan çekinirim. Ben kızımın yanında seyirci olarak böyle sahneleri izlemekten utanıyorum. Böyle durumlarda oynamamayı tercih ederim. Çünkü ben bir anneyim" dedim. Ama 'Öpüşmem, sevişmem ben bir anneyim' gibi bir şey çıktı ortaya... Tercih eder misiniz? Etmem. Bana böyle bir rol geliyor mu? Hayır. (Gülüyor) Gelse yapar mısın? Yapmam. Bunu da sorduğun için teşekkür ederim.

Size film projeleri geliyor mu?

Evet. Hatta yaz ayında bir tane sinema projesi var. Ama henüz netleşmedi. Çünkü temmuz ayının ilk haftasından itibaren Mardin'de çekilecek. Bu arada TV için bir dizi projesi var. Ama henüz kast belli değil!

Siz komedi dalında ödül alınca şimdi size gelen roller hep komedi türünde oluyordur...

Evet. Öyle oluyor.

Peki sürekli komedi yapmaktan sıkılmaz mısınız?

Hayır. Ben bu işi istediğim zaman bırakırım, kimse bana bu işi zorla yaptırmıyor ki! Gerekirse tası, tarağı toplar giderim. Kendimi sıkmam.

Afife Ödülleri'nde sizi mikrofona kaldırdıklarında ne hissettiniz?

Ödül töreninde herkesin hanım hanımcık fotoğrafları var. Ama ya benim! Ödül alan arkadaşlar, herkese teşekkür etti. Bense her şeyi unuttum. Ben Afife'yi gerçekten beklemiyordum. Çünkü benimle yarışan çok güçlü isimler vardı. Törene giderken çift kat bile oje sürdürmedim, düşünün artık! Adım okununca da çok şaşırdım. Elimde çantam vardı. Önce eşime verdim, sonra ondan aldım koltuğa koydum. Cengiz'i tek yanağından öptüm. Sonra dul kalmasın diye diğerini öptüm. Sahneye çıkıp mikrofona yetişemeyince 'Yardım edelim' dediler. Hani karizma? Bir hanım hanımcık fotoğrafım yok!

Bu takıntı niye?

Seviyorum. Hayattaki en büyük isteğim ne biliyor musun? Bana 'Çok zarif' denmesi.... Ölürsem mezar taşıma 'Çok zarifti, erken gitti' yazsınlar.

İKİ SAATLİK OYUNDA ROL ALARAK KİLO VERDİM!

Acayip incelmiş görünüyorsunuz. Bunun sırrı ne?

Bu kış çok oyun oynadım. Ben ona bağlıyorum. Yoksa yemesine içmesine dikkat eden biri değilim. Herhalde oyundaki iki saatlik kondisyonumla erittim diye düşünüyorum. Bir de artık geceleri bir şey yememeye dikkat ediyorum. Eskiden geceleri "Acıktım" diye uyanıp yarım ekmek arası bir şeyler atıştırırdım. Onu kestim. Onun dışında normal yiyorum. Geçen yıl sizinle yaptığımız ilk röportajdan bu yana iki kilo fazlam vardı. Onu verdim. Arada büyük bir fark yok!

Peki niye çokmuş gibi görünüyor?

Beni 'Aşkım Aşkım' dizisinin tekrarlarında izlediyseniz orada 54 beden kostüm giyiyordum. O da çok kilolu gösteriyor. Zaten ekran da bu kiloya ekliyor. Yoksa ben bu kadar bir kadınım. Bir de benim dikkat etmem de lazım. Artık kadın komedyenler şişman olur durumu yok! 12 yaşındaki kızıma iyi örnek olmam lazım.

ASLI ÖRNEK
25.05.2009


Çok şükür iyiyim

Geçtiğimiz günlerde tek kişilik oyunu "Basit Bir Ev Kazası" ile tiyatroda en iyi kadın komedyen seçilen Günay Karacaoğlu "İnsanları güldürmek gerçekten zor bir iş. Ben bu yüzden komik olduğum için her zaman şükrediyorum" diyor.

Afife Jale Tiyatro ödüllerinin cümlesini toplayıp arşivine koyan Günay Karacaoğlu deyince akla hemen ya Yeşil Elma dizisi, ya da Kahpe Bizans filmi gelir. Türkiye'nin en iyi kadın komedyenlerinden sayılan Karacaoğlu'nun, Müjdat Gezen'in okulunda başlayan oyunculuk hayatı başarılarını katlayarak devam ediyor. Oyuncuyla yoğun temposu arasında aldığı ödülleri ve Türkiye'de kadın komedyen olmayı konuştuk.

Lisedeyken ilk ödülünüzü aldığınızda belirlemiş miydiniz rotayı, ben oyuncu olacağım diye?

Evet... Beni harekete geçiren o ödülü almamla beraber, babamı beni teşvik eden cümlelerin oyunculuğu meslek olarak seçmemde çok önemli etkileri olmuştur. Babam da zaten çok ileri görüşlü biriydi. Lisedeki ödülden sonra ciddi ciddi düşünmeye başladım oyunculuğu.

Seneler önce lisede alınan bir ödül ve seneler sonra Afife Jale'den alınan üç ödül. Ne fark var arasında? Nasıl bir Günay Karacaoğlu var bu iki ödül arasında?

Lisede aldığım ödülde henüz oyuncu olarak kendimi nereye koyacağımı bilemiyordum. Şimdiki oyuncu kariyerim meslek hayatımdaki duruşum bu ödülleri almış olup olmamamla bir alakası yok. Bu ödüller (Muhsin Ertuğrul-Sadri Alışık -Afife Jale en iyi kadın komedi oyuncusu) bir oyuncuyu taçlandıran onurlandıran ve bir ömür boyu bu sorumluluklarla yoluna devam etmesini sağlayan armağanlardır. Benim için de böyle olacak mesleğime devam yıllarımda. Yoluma devam ederken destekleyici oldu bu ödüller.

Karşınıza bir sürü olumsuzluk da çıkmış tiyatrocu olmayı istediğiniz dönemlerde. Ama siz ısrarla vazgeçmediniz. Neydi sizi böylesine kendine çeken?

Sahnede var olmak ve bir meseleyi paylaşmak, anlatmak ve çözümlemek... Dramatik yapının içinde olmak, başı ortası ve finali olan bir hikayenin kahramanı olmak bilemezsiniz ne kadar güzeldir..

Oyunculuk size göre nedir? Tanımını yapmanızı istesem...

İnsanı insana insanla insanca anlatan bir sanattır... En açık yorumu da, tanımı da budur sanırım.

Oyunculukta bir klişedir izleyiciyi güldürmenin zor, ağlatmanın kolay olduğu. Sizin için de böyle mi?

Evet çok zor. Çünkü gülmek yani komedi zekâya hitap eder. Ağlatmak yani dram duyguya hitap eder. Mesela 500 kişinin ortalama zekâsını belirlememiz çok zordur. Ama ortalama duygu aynıdır. Aynı şeylere ağlarız ama farklı şeylere güleriz. Evladını kaybetmiş bir annenin acısı ve gözyaşları herkesi ağlatabilir. Ama aynı insanların bu ortak duygusu, gülme için geçerli değildir. Kimin neye güleceğini kestiremezsiniz. Çünkü zekânın ortalaması en zorudur.

Sizi hep gülerken, cıvıl cıvıl hallerinizle görüyoruz. Günlük hayatta da böylesine neşe dolu musunuz?

Yaşamda gülebilen ve mizahı elden bırakmayan insanların ancak başkalarını güldürebildiğine inanırım. Ben de özel hayatımda tıpkı ekranda göründüğü gibi neşeli ve hayata pozitif bakan biriyim. İşimde başarının sırrı da bu sanki.

Tiyatro sahnesinde bambaşka bir Günay Karacaoğlu var televizyondakinden farklı...

Ben tiyatro sahnesinde kendimi daha doğru, oyuncu olarak cesur ve mutlu hissediyorum. Tiyatroda kişisel tercihlerim daha belirleyici olsa da televizyonda inisiyatif çoğu zaman yapımcıdadır. Mesela ben tiyatrodaki rolümle televizyonda belki de hiç oynayamayacağım kadar dramatik sahnelerde oynuyorum. 'Günay Karacaoğlu da hep komedi oynuyor' diyenler bütün bunları göz önünde bulundurup bir kez daha düşünmeli.

Sadece kadın komedyen olarak teklif gelmesi sizi rahatsız ediyor mu? Siz kendinizi böyle bir kalıba sokuyor musunuz?

Hayır... Kadın komedyen denmesinden rahatsız olmuyorum. Ama öyle bir kalıbın içinde de olduğumu düşünmüyorum. Ama "Çok şükür komiğim" demeden de kendimi alamıyorum. Ayrıca dünyada çok fazla kadın komedyen yokken bu onur verici bir şey de olabilir. Sadece Türkiye'de değil yurtdışında da kadın komedyenlerin azlığı bir gerçek. Çünkü erkeklerin mizah yapması bize alışık ve yakın gelse de bir kadının mizah yapması pek tanıdık gelmiyor.

BİZİM SANATIMIZDA BATI ÖZENTİSİ FAZLA

Afife Jale Tiyatro Ödülü'nü aldınız. Bekliyor muydunuz böyle bir ödül?

Aday olduğumu öğrendiğimde sadece aday olmamın bile beni ne kadar mutlu ettiğini bilemezsiniz. Verdiler ve beni daha da mutlu ettiler. Ödülleri için öncelikle babama ve anneme teşekkür ediyorum. Sonra da oyunculuk mesleğini seçtiğim zaman bana verdikleri destek için Müjdat Gezen'e, Aliye Uzunatağan'a, Savaş Dinçel'e, Oğuz Aral'a, meslekteki en önemli anahtarları bana verdikleri için çok teşekkür ederim. Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu'na bana olan inançlarına sonsuz teşekkürler. Oyunumun yazarı yönetmeni Murat İpek'e , müziklerini yapan Çiğdem Erken'e , profesyonellikleri ve dostlukları için binlerce teşekkür.

Tek kişilik bir oyunda oynuyorsunuz. Sahnede tek kalmak cesaret işidir. Zorlukları var mı?

Bir oyunu tek başınıza hiç tempoyu düşürmeden konu ve duygu bütünlüğünü bozmadan belli bir seviyede tutmak gerçekten çok zor. Ama zor olduğu kadar da bir oyuncuyu gerçekten geliştiren ve inanılmaz mutluluk verici bir durum çıkıyor ortaya.

Sinema sektöründe de, tiyatroda da sürekli batıya özenen, sürekli ondan eserler alan bir yapıyla karşı karşıyayız. Sizce bu batıya öykünme ne derece doğru?

Hiç doğru değil. Kendi zenginliğinin farkında olmayan, kendi tiyatrosuna, sinemasına sahip çıkmayan bir millet taklitten başka ne yapabilir ki. Batıya öykünmeden önce kendi içimizde var olan yetenekleri keşfedebilsek keşke. O zaman yeri geldiğinde batıdan da esinlenebiliriz.

Canlandırmayı özellikle istediğiniz bir karakter var mı? Ya da yazmayı istediğiniz bir oyun?

Her oyuncu için mutlaka ruh vermek istediği bir karakter vardır. Benim de var elbette. İlk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçe'nin hayatını oyunlaştırıp oynamayı çok isterim. O yaşantı ve o elde edilen başarılar bana her zaman cazip gelmiştir.

İSTANBUL DÜNYALAR GÜZELİ

İstanbul deyince aklınıza ne geliyor?

İstanbul ilk olarak çok özel bir şehir. Her semtinde ayrı bir kokunun ve tadın olduğu bir yer. İstanbul tarihi ve kültürü ile beni derinden etkileyen dünyalar güzeli bir şehir. Kaç kişi böylesine güzel bir şehirde yaşama hakkına sahip olur ki?

İstanbul'da özellikle gittiğiniz mekânlar var mıdır? Nerelerde huzur bulursunuz?

Anadolu Yakası'nın sahilinde, Anadolu Kavağı'nda ve en çok evimde huzur bulurum. Karşı taraf bana Anadolu Yakası kadar cazip gelmiyor.

İstanbul'a Kayseri'de doğduktan birkaç sene sonra gelmişsiniz. Neden geldik İstanbul'a dediniz mi hiç?

Hep iyi ki geldik dedim. Ben burada olmaktan, bu şehirde yaşamaktan ve işimi yapmaktan ötürü çok mutluyum.

AYSEL YAŞA
16.05.2009


"Deli Miyim Ben Küçücük Kadınım"

Tiyatroya ne zaman başladınız? Tiyatro geçmişinize baktığınızda yapmak istedikleriniz ile yaptıklarınız bugüne baktığınızda arasında nasıl bir fark var?

Tiyatroyu meslek olarak seçmeye karar verdiğimde üniversiteye hazırlık dönemine denk düşüyor. Çocukluğumda tiyatrocu olacağım diye hiç düşünmedim. Ben 13 yaşına kadar bahçede misket oynayarak geçirdim. Lisede okulu başarılı bir dönem geçirdim. Ortaokul ve lisede tiyatro kolunu seçtim. Eğlenceli olur diye, kitaplık kolundan daha güzel geldi. Lise son sınıfa geldiğimde liselerarası hazırlanan bir yarışmada başarılı oldum ve o günden sonra oyuncu olmaya karar verdim. İnsanlar sizi alkışlıyor ve sahnede olmak harika bir duyguydu. Böylece oyunculuk maceram başladı.

Geçmiş ve bugüne baktığımda hem çok şey yaptım hem çok az şey yaptım. Hep yaptığım işler bir öncekinden daha iyi olması için uğraştım. Türkiye’de işleri bazen siz seçmiyorsunuz seçiliyorsunuz. Yapmak istediklerimden bir dolu iyi şey yaptım diyebilirim.

Sizi genellikle komedi ağırlıkları rollerde beğeni ile izledik. Aslında bir oyuncu için en zor olanın güldürmek olduğu söylenir? Sizce de doğru mu?

Güldürmek daha zordur çünkü kimin neye güleceğini bilemezsiniz. Güldürmek zekâya hitap eder, ağlatmak duyguya hitap eder. Herkesin zekâsı ve gülme potansiyeli başka başka konforlara sahip olduğu için, siz o alanların ne olduğunu bilemezsiniz.

Dramatik oyunculukta hayal gücü daha geniştir, komedide ise daha gerçek verilerin olması gerekir, çünkü zekâya hitap eder. O yüzden komedi yapanlar hep kendi hayatlarından yola çıkarak bir şeyler anlattığı zaman, gerçekçi olduğu zaman gülerseniz. Ben hayatımdan yola çıkarak seyirciye o enerjiyi vermeye çalışıyorum.

Ülke gündemi yaşanan ve günlük hayatta yaşananlar sizin oyunculuğunuza yansımaları oluyor mu?

Oyuncu hiç bir şey olmamış gibi yapamıyor, seyirci çok hassaslaşmış olarak geliyor elinize, siz onlara performansınız ile bütün bu koşulları düşünerek oynamalısınız.

Türkiye’de hepimiz çok rahat hayatlar yaşamıyoruz. Gelen seyirci belli bir para veriyor, otoparkta yer arıyor, iki vesait ile geliyor gibi tüm bunları büyük bir empati kurarak oynuyorum. Bu her yerde böyle, buraya gelen insanlar ciddi bir emek sarf edip geliyorlar. Şu günümüzde tiyatroya gitmek çok ağır bir ihtiyaçken, ama çok ağır bir konfor ayrıca. Dolayısıyla tüm bunları bilerek büyük bir coşkuyla oynuyorum. Onların o emeklerini, onlar sana geliyorlar seyretmek için, onlara kendini ruh halini yansıtmadan o emeklerine karşılık vermek gerekir. Canınız sıkılmış, başınıza bir şey gelmiş olabilir, bugün kötü oynadım ama canım sıkılmıştı deme gibi bir ayrıcalığınız yoktur.

Yeni jenerasyonun başarılı komedi kadın oyunculardan biri olarak Türk sinema ve tiyatrosunun geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bizi yüreklendirirlerse, yapımcılar, oyuncular yürekli olursa bu işe para konulursa, seyirciler yapılan işlere inanırlarsa, inanılacak işler yapılırsa niye her şey daha iyi olmasın ki. En son Tomris Giritlioğlu’nun Güz Sancısı’nı izledim, o kadar iyi geldi ki. Şu dönemde su gibi iş olmuş, müziği, kalitesi, oyuncular, hikaye her şeyi ile güzel izlenecek bir film olmuş. Gerçekten sinema tadı denen bir film izledik. İnsanlar ne verirlerse onu alır mantığından dışarı çıkıp, seyirciye hak ettiği gerçek sanatı ulaştırmak gerekir.

Tek kişilik oyun sergilerken seyircinin karşısına geçtiğiniz anda neler hissediyorsunuz? Tek kişi oynamak kalabalık bir kadro ile oynanan oyundan daha mı zor?

Korkunç bir şey tek başına oyun oynamak. Oyun olduğu gün sabahtan başlıyorum akşamı düşünmeye. Ne gerek vardı deli miyim ben küçüçük kadınım diye onlarca şey geçiyor kafamın içinden. Sahneye çıkıyorum ve üç dakika sonra geçiyor o heyecan ve başlıyorum tek başına sahnenin tadını çıkarmaya.

Önümüzdeki günlerde sizi yeni bir tv projesi ya da sinema filminde görecek miyiz?

Gelecek dönemler için bir planım yok. Bu sezon dört beş iş geldi, fakat kafama pek yatmadı biraz durup ne olduğunu görmek istiyorum. Çok uzun zaman tiyatro yapmadım hep televizyondaydım, ama bu yıl tiyatro benim için en önde, kendimi tiyatroya vermek istiyorum.

Basit Bir Ev Kazası adlı oyunda canlandırdığınız Songül karakterinin yaşadıkları, aslında evli birçok kadının yaşadıkları. Peki, siz evliliğin insan hayatındaki olumlu ve olumsuz etkileri olduğunu düşünüyor musunuz?

Evlilikte problem yok, şahısların kendilerinde problem var, kurumu karalamamak lazım. Bir ortaklık, bir sözleşme iyiyse iyi gidiyor, kötüyse kuruma laf ediliyor.

Çok erdemli, ahlaklı, insanı geliştiren insanları dengeleyen bir kurum. Evli olan arkadaşlarımda var olmayanlarda ama ben yaşasın evlilik diyenlerdenim.

Aslında meslekleri oyunculuk olmayan, manken şarkıcı gibi kişilerin tiyatro sahnesine çıkmalarını nasıl karşılıyorsunuz? Yaşamını tiyatroya adamış bir oyuncu olarak bu sizde nasıl duygular uyandırıyor?

Ne kadar durdukları önemli. Er meydanı, kimsenin tekelinde değil tiyatro veya televziyon kesinlikle çıksınlar ve kendilerini görsünler. Alta müzik döşemeden, ışık açısını iyi ayarlamadan, uzun uzun bakışları tek planda çekmeden, gerçekten burada bir seyircinin kalbini ritmini tutmak baksınlar bakalım nasıl olacağına. Kimsenin tekelinde değil herkes çıkabilir.

Yerel yönetimlerin kültür ve sanata olan bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tek kelime ile on numara. Siyasi anlamda bakıldığında bazılarının beğenmediği yönetimlerin neler yaptığını görsünler. Seyirciden oyuncuya kadar herkes memnun. Politik yapıları yargılamadan önce, yapılan işlerin neler olduğunu herkes görmek zorunda.

Siz birçok sahnede oyun oynadınız. İlk oyununuzu HKSM’(Halkalı Kültür Sanat Merkezi)de bu ayda CKSM(Cennet Kültür Ve Sanat Merkezi) de oynuyorsunuz, Bu anlamda oyun çıkardığınız sahnelerle, HKSM ve CKSM sahnelerimizi kıyaslarsanız değerlendirmeniz nasıl olur?

Buralar müthiş bir yatırım, oyuncu odaları, kulisler, plazmalar her şey harika. Alt yapısı çok iyi kurulmuş, herkes çok iyi anlamaz tiyatro yapmaktan ama burada çok ince düşünülmüş. Aynaların tüm ampulleri yanıyor, hiçbir yerde bütün ampulleri yanan tiyatro görmedim mutlaka bir iki tanesi yanmıyordur. Oyuncu için inanılmaz konforlu, böyle bir yerde oynamak. Isınmadan tutunda ışık ve ses düzenekleri muhteşem. Çok keyifli buraya geldiğimde karşılaştığım her şey kendimi oyuncu gibi hissetmeme sebep oldu. Buralarda daha çok talep olacak, tiyatrolar buralarda oynamak için sıraya girecek. Herkesin eline sağlık.

HKSM ve CKSM ye gelen tiyatro severlerin oyunlarınıza bakışını nasıl buldunuz, istediğiniz tepkileri alabiliyor musunuz?

Küçükçekmece seyirciyi müthiş, çılgın bunlar diyorum. Çok keyifli seyrediyorlar, çok cesurlar, gerçek bir tiyatro seyircisi. Oyuncuyum diyen herkesin mutlaka buraya gelmesi gerekir, kendi elit tabakasından kurtulup, kendini bu er meydanında göstermeleri gerekir. Tepkisini çok rahat dile getirebilen kitleler var burada.Buraya kimse kostümünü giyerek gelmiyor,akşam oyun deyip gayet içten ve isteyerek geliyor.

Kübra Doğru

Video


  • Gönülçelen Set

  • Bir evlilik komedisi

  • Anında Görüntü Show

  • Bana Bunlarla Gel

  • Yarım Elma

  • Yerli Malı

  • Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu

24 Mart 2012 Cumartesi 20:30Basit bir ev kazası 24 Mart 2012 saat 20:30'da İstanbul Muammer Karaca Tiyatrosunda.
21 Mart 2012 Çarşamba 20:30Basit bir ev kazası 21 Mart 2012 saat 20:30'da İstanbul KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde.
28 Şubat 2012 Salı 16:00Günay Karacaoğlu imza ve söyleşi günü 28 Şubat 2012 saat 16.00'da Zonguldak Demir Park AVM'de düzenlenecektir.

Copyright © 2012 Günay Karacaoğlu